Blog

merhaba

İnsanın içini serinleten, ruh ve gönül kapılarını açtıran; bir an için hangi gözler, hangi dudaklar söyledi bu sözü diye söyleyene baktıran; korku ve şüphe yerine güven aşılayan hangi kelime vardır merhaba’dan başka.

Ne selam tutar yerini ne de günaydın… Etimolojik kökeninin Arapça olduğu anlaşılıyor. “Ferahlıkla” anlamına geliyormuş. Buna rağmen ben söylentiye kulak veriyorum. Eski dönemde mir heba’dan (okum boşa gitsin) geldiğine inanıyorum. Farsça “Benden sana zarar gelmez” demekmiş.

Mademki Halikarnas Balıkçısı merhabayı böyle açıklamıştır, mademki her sözüne merhaba ile başlamıştır, ben de onun açıklamasını benimsiyorum: Benden sana zarar gelmez… Merhaba!

Tanımadığınız biriyle karşılaştığınızda söylersiniz içten gelen bir merhabayı; gardının düşmesini, size önyargısız sevecenlikle bakmasını sağlarsınız. Çünkü gerçek merhabayı telaffuz edenden korunma ihtiyacı duymazsınız.

Tanıdığınız biriyle buluştuğunuzda veya telefon açtığınızda söylersiniz, dostluğunuz bıraktığınız yerden devam eder.

Bazen yıllarca görüşmediğiniz bir dostunuzdan duyarsınız merhabayı. O zaman sizde derinlemesine yansımalara, güzel anıların canlanmasına neden olur.

Merhaba sığınılacak liman olur çoğu zaman. Ne söyleyeceğinizi bilmediğinizde de imdadınıza yetişir. Merhaba derseniz sohbet hızla derinleşir.

Korktuğunuzda söylersiniz bazen merhabayı,  korkunuzu alıp götürür o anda.

Bazen ağzınızdan kötü sözcükler çıkmaya hazırlanırken merhaba diyerek kurtulursunuz, kötülüğün paydaşı olmaktan… Merhaba!

Merhaba, tüm ayrımları alıp götürür, içtenliği yerleştirir insanlar arasına sessizce.

Merhaba, düşmanlıkların, kötülüklerin panzehiridir. Birikmiş kızgınlıkları, hınçları, kırgınlıkları bir lahzada ortadan kaldırır. Yeter ki, içten ve samimi söylensin.

Merhaba güvenli bir ortamda eşit koşullar altında yaşama pratiğinden doğduğundan sağlam bir felsefi temele sahiptir. Merhaba, karşındaki insana değer verme, onu tüm çelişkileriyle birlikte bir bütün olarak, bir dünya olarak kabul etmek demektir. Yani insanlığın hakikate ancak birlikte ulaşabileceğini, herkesin birbirine ihtiyacı olduğunu söylemektir aynı zamanda.

Bazen bir şarkı sözüdür Leman Sam’ın dudaklarında: “Dün gece hiç tanımadığım bir erkeğe, sırf sana benziyor diye usulca sokulup merhaba dedim” diye dile gelir.

Bazen bir şiir mısrasıdır Nazım Hikmetin şiirinde, dudaklardan dökülür.

Merhaba, çocuklar.

Bir geniş
          bir büyük «Merhaba» demek,
sonra bitirmeden sözümü
          yüzünüze bakıp gülerek
— kurnaz ve bahtiyar —
          kırpmak gözümü…

Merhaba, çocuklar,
merhaba cümleten…

Bazen bir dönemin ünlü şarkısına dönüşür, Melike Demirağ’ın dilinden: Merhaba Arkadaş! Gerçek arkadaşlığa özlemi hissettirir. Bu dünyadan mutlu olmayan, ona boyun eğmek yerine itiraz eden gençlerin kendi aralarındaki dostluğun simgesi olur: Merhaba.

Hiç ummadığınız anda, “Yağmur yağsın bu sabah” diye başlar Merhaba şarkısı Ahmet Kaya’nın.

ve uçuk gece güvercini

nazlı nazlı uçsun buluta merhaba

bütün sabahların bu saati

en fazla sevdiğim vakit

Sevdiğinizde, kavuştuğunuzda, ayrıldığınızda, üzüldüğünüzde, umutsuzluğa kapıldığınızda, kendinizi bir hiç gibi hissettiğinizde, yok olmak istediğinizde yeterlidir sadece bir merhaba; yeniden başlamak için hayata…

Merhaba, hayat güzeldir demektir aynı zamanda.

Şairin dediği gibi “An gelir”, hiç ummadığınız anda merhaba dersiniz. Ruhunuz titrer…

An gelir, rüzgâr, hışırtı sesleri ve sadece siz kalırsınız kendinizle.

O zaman da kendinize seslenirsiniz, Merhaba!

15.8.2020
Haluk İnanıcı