Blog

flanor1

Düşünür – Gezer*

19.yüzyıl pasajları 2

“Spinoza’nın çok net ortaya koyduğu gibi, düşünmek ancak bir beden içinde düşünmektir.3” Flanör kalabalıklara “Bedenler arasında yürümek (düşünmek!) duygulanımlar içinde düşünmek4 için dalar. Flanör kalabalıklar içinde insanların yüzlerinde, gözlerinde bir çıkış arar, sessiz bir dille sorar:

“Neden çalışıyorsunuz? Bu telaş, bu hız neden? Nereye koşturuyorsunuz? Zamanınızı kim çaldı?5

Flanör denilen insan tipinin doğuşu pasajların ortaya çıkışına bağlıydı. Üstü camla örtülü mermer kaplı geçitler Baudelaire’in deyimiyle flanör’ün eviydi.6

“Nasıl ki kuş havada, balık suda yaşarsa, o da kalabalıklarda var olur. Aşkı, işi, gücü kalabalıklardır. Kusursuz flȃneur için, tutkulu gözlemci için, ahalinin tam orta yerini, hareketin gel-git noktasını gelip geçici ile sonsuzun arasını mesken tutmak müthiş bir keyiftir. Evden uzak kalmak ama her yerde evinde hissetmek; dünyanın merkezinde olmak, dünyayı gözlemek ama dünyadan saklı kalmak 7.

Charles Baudelaire’in Edgar Allan Poe’dan ilhamla keşfettiği ve üzerine yazdığı “flanör” (flȃneur) kavramının doğuşu ve geçirdiği değişim modern insanın çelişkilerine ve arayışına  da ışık tutuyor. 19.yüzyılın başında Vali Haussement’ın, ayaklanmaların daha kolay bastırılması için açmış olduğu büyük bulvarlarla, Paris yeni baştan inşa edilirken ortaya çıkan pasajlar; halka yeni dolaşma, alışveriş yapma, yemek yeme imkanları sunuyordu. Seine kenarındaki yürüyüş güzergâhlarına yenileri ekleniyordu. Artık piyasa yeri değişmişti. “Pazar yerinde ‘ortak şey’ çevresinde toplanan, ama gerçekte her biri kendi yararının peşinde olan müşteriler”in raslantısal olarak karşılaşmaları görünüşte özgür bir hareket alanı yaratıyordu.1

19. yüzyıl pasajları 8

Flanör tipinin o günlerin pasajlarıyla beraber doğmasının bir başka nedeni daha vardı. Paris’te gece aydınlatması ilk defa bu pasajlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bir diğer deyişle, artık geceler aydınlanmış ve gündüze dahil olmaya başlamıştır.

Bugün Paris’te Kraliyet Bahçesi’nden geçerek girilen Vivienne ve Colbert pasajlarından başlayan pasajlar yolculuğu bize o günleri hissettirmeye hȃlȃ devam ediyor.

Modern çağın avaresi olarak flanör şehrin hızlı temposu içinde gizlenerek izler etrafını. Bir yandan tembellik yapar diğer yandan titiz bir gözlemcidir. Küçük gönül serüvenleri de mekan değiştirmiş, buluşmalar bu yeni alanlara kaymıştır. Açılan yeni kafeler, lokantalar sanatçılar için kaçış yerleri olmuştur. Flanör gözlemlerini yaparken aynı zamanda onu gizler bu yeni mekanlar. Poe’ya göre flanör yaşadığı toplumda kendini tedirgin hisseder. Kalabalığı aramasının, orada gizlenmesinin altında da bu tedirginlik yatar.9 Flanör, bir anlamda çalışan, kendini meta haline getiren uzman insanlara karşı bir protestodur, karşı duruştur. Yeni toplumun merkezi piyasa, pazardı. Flanör’ünki de böyle. Ama ona tabi olmayan kimliğiyle…

Flanörlük “gezerlik hali”dir.10 Flanör, “zengin, aylak ve tüm bıkkınlığına karşın mutluluğun izini sürmekten başka bir uğraşı olmayan adam11” olan dandy, bohem tipleri gibi şehirden kaçanların tam tersine kentin yeni çehresine uyum gösterir aslında. O diğerlerinden farklı olarak aylaklık yapan, izleyen, bakan, gören entelektüel bir kişidir. Şiddetli bir eleştirmendir.12 Flanör hayatın akışını ağır ağır gözler. Acelesi yoktur. Kaplumbağa hızıyla dolaşır yeni mekanlarda. Flanör yaşanan anın peşindedir.

19.yy pasajları13

“Kimi zaman şairdir; sıklıkla romancıya ya da meselciye yaklaşır; geçmekte olan anın, o anın barındırdığı bütün sonsuzluk unsurlarının ressamıdır o.14

Flanör şehirden kaçmamıştır ama şehrin ve kalabalıkların içinde yalnız yaşar. O eskinin yıkılarak yeninin kurulmasının izleyicisidir. Bunaldığı hayattan onu gözleyerek, çelişkilerini ortaya çıkararak, yazarak kurtulmaya çalışır. Nefes almasını, yaşamasını bu haliyle sağlar. Muhalif kimliğini flanör olarak yaşatmak ister. İnsanın kendine yabancılaşmasının en yakın gözlemcisidir.

Flanörü, gezgin, serseri, aylak ve turistten ayıran ise, onun ortaya bir ürünle çıkmasıdır. Flanör gözlemlediği kişiler, mekanlar üzerine büyütecini tutar ve tespitlerini yazar. “Flanör bir hikaye anlatıcısıdır 15.” Anın peşinde koşar gibi yaparken, insanların kendilerine bile itiraf edemedikleri gerçekliğin peşindedir o. Bunaltıcı, sıkıntı veren gerçeğin. Baudelaire düz yazı şiirlerine (Poèmes en Prose)  Paris Sıkıntısı adını bu nedenle vermiş olsa gerektir.

Postmodern Flanör

20. ve 21.yüzyılın flanör tipleri farklıdır. “Yeni flanör, bilgisayar teknolojileri, tüketim kültürü, denetim ve gözetim sistemlerinin içinde var olmaktadır artık16.” Işık her yere yayılmıştır. Tüm şehir aydınlanmaktadır. Sokaklar açık pasajlara dönüşmüştür. Şehrin belirli bölgelerinde yayılmış pasajlar gibi tüm sokaklar piyasa yeri haline gelmiştir. Meta dolaşımı şehrin her yerindedir. Bu nerenle flanörün dolaşma mekanları da çoğalmıştır.  Bunun yanında büyüyen şehirlerin nüfusları da artmaktadır. Artık bu mekanlara 19.yüzyılın pasajları gibi AVM’leri ve büyük kapalı pazarları da katabiliriz. Gerçi bu yeni mekanlar sokaklarda yer alan tüketim mekanlarını bünyesine alarak çok yeni bir iş gerçekleştirmiş sayılmaz. Ancak yine de postmodern toplumların ışıltılı, gösterişli hayatını temsil etmeleri bakımından flanörlerin ilgi alanlarıdır.

Vivienne Pasajı, 2018

Meta dolaşımı toplumun en küçük hücresine kadar yayılmakta, modern toplumun değerleri parçalanmakta buna bağlı olarak flanör tipleri de ayrışmaktadır. Sanatçı flanörler, politik flanörler gibi ayrımlar oluşmaktadır. Bir yandan da flanörle şairler, sanatçılar, entelektüeller arasındaki geçişkenlik artmaktadır. Gezgin, turist, dandy ve flanör tipleri birbirlerine yaklaşmaktadır17. Modern toplumun flanörü seyreden bir tipti. Baudelaire’in 1848 Ayaklanması’nda eline silah alması gibi istisnai durumlar dışında hayata entelektüel faaliyeti ile müdahale etmeye çalışıyordu. Artık bunun yanında seyirle yetinmeyen, eyleyen politik flanörler de ortaya çıkmaya başlamıştır. Modern flanör insanın kendine yabancılaşmasını incelerken, kendi de kökünden kopmuş bir birey olarak varlığına yabancılaşmaktaydı18. Geldiği sınıftan koparak kalabalığın içine sığınmıştı. Politik flanör belki de flanörün kendi kökenine yabancılaşmasına bir karşı koyuştur… Bu yeni aktörler için sokaklar dayatılan yaşama karşı koyma ve eleştirme mekanlarıdır.

Tüm bunlar flanörlük durumunun (flânerie) yaygınlaştığını, elit uğraşı olmaktan çıktığını da göstermektedir bize. Flanörlük aynı zamanda; şehrin lokantaları, kafeleri, hotelleri, dergileri, internet siteleri vb ile artık yeni bir hayat tarzı olarak ortaya çıkmaktadır. Kişisel zevklere göre şehrin çeşitli köşelerinde bir keşif modeli oluşmaktadır. Klasik gezilere, fotoğraf-kamera, sesli, görüntülü kayıt araçları, bilgisayarlar dahil olmakta ve keşif özlem imkanını nerede olunursa olunsun her yere yaymaktadır.19 Yine de klasik flanörün, merak, keşif, canlı temas, eleştiri, değerlendirme, yazmak gibi niteliklerini dikkate alarak flanörlügü sadece zaman harcamaya ve keyfe yönelik diğer gezme biçimleriyle karıştırmamak gerekmektedir. Modern flanör sadece gözleyen ve yazan kimliğiyle göstermişti kendini. Yeni flanör tipleri, sanaçı ve politik flanörler olarak sadece gözlem ve yazıyla yetinmemektedir. İçlerinden bazıları gözlem ve eylemi birleştirmişlerdir. Post modern dönemde eyleyen flanör, hayatı eylemle değiştirmek için meydanlardadır aynı zamanda.

Flanöz

19. yüzyılın flanörü erkektir. Gece dışarıya çıkan kadınlar fahişelerdir genellikle. Bu kalıbı sadece George Sandkırmıştır.

George Sand20

O kadın olarak konulduğu konuma isyan ederek flanöz olarak yer almak istemiştir dışarıda. Ancak bunu yine erkek kıyafeti giyerek, yani kendi dişi kimliğini gizleyerek gerçekleştirebilmiştir. Şu Flaubert’e “Sen keder üretiyorsun, ben ise teselli” diyen Sand. Şu “..içinde Eski Rejim’le Paris proletaryasının birleşmesinden doğan gayrimeşru bir çocuk vardı,” denilen, Chopin’in, Alfred de Musset’nin ilham perisi sevgilisi, 19.yüzyılın pırıltılı güneşi Sand.21

Cinsiyet ayrımını reddeden Sand’ın çocukları flanöz olarak toplumsal hayatın içine karışmaktadır artık. Flânerie dünyasına “dişi göz” de katılmış bu görme eksikliği giderilmeye başlanmıştır. Flanöz Lauren Elkin, Flanöz isimli kitabında James Joyce’un Ulysses’in kenarına “Mekanlar olayları hatırlar” diye not aldığını hatırlatıyor.22

Panorama Pasajı, 2018

Flanör/z’ün en önemli özelliklerinden birinin ipucunu vermiş. Mekanların da hafızaları vardır ve flanör/z gezerken kalabalığı, bugünü gözlediği kadar o mekanın hafızasını da hatırlar. Değişimi gözler. Artık kadınlar da erkekler kadar iddialıdır bu alanda.

Sanal Flanör

Son çeyrek yüzyıldır ise kişisel bilgisayar ve internetle birlikte sanal flanörlük de hızla gelişmektedir. Artık tüm mekanlar bir tuş mesafesinde önümüzde duran ekrana yakındır. Sanal flanörlük ayrıca flânerie durumunun kitleselleşmesine de imkan vermektedir. Bir anlamda flanörlük de demokratikleşmekte, elit bir uğraş olmaktan çıkmaktadır. Bugün sosyal medyayı sadece kendini göstermek için kullanmayan sanal gezginler, sanal flanör(z) olmaya adaydır. Ancak sanal flanörü bekleyen çok büyük bir tehlike vardır. Modern çağın flanörü pasajları özne olarak dolaşırken, sanal flanör gezdiği sanal dünyanın nesnesi haline gelme riskiyle karşı karşıyadır. Ayrıca bedenin içinde ve karşılaştığı bedenlerle kurulan temasta ortaya çıkan duygusal salınımlarına göre hareket eden klasik flanör bu canlı teması kaybetmektedir.

Bu nedenle ben yine modern dünyanın kalabalıklarla canlı temas eden flanörünü tercih etmekteyim. Kapitalist meta toplumları insanı yaşadığı hayata yabancılaştırmakta, onu sürekli üst sınıfa sıçrama hayali içinde avutmaktadır. Flanör de zaten bu kendini avutan, insani niteliğine yabancılaşmış, kendi küçük öznesinin sınırları içine hapsolmuş insanları gözleyerek onların yaşadığı çelişkileri resmeder.

Soysal medya ise, bu yabancılaşma üzerine ikinci bir yabancılaşma katmanı inşa etmektedir. Sosyal medya alanında çoğunluk kendini olmadığı bir dünyanın üyesi gibi göstermeye çalışarak kendine ikinci kez yabancılaşmaktadır. Bir diğer deyişle bir insanın, “sosyal medyada yarattığı ‘sanal kendiliği’ne” ve orada yer alan diğer sanal kimliklere bakarak hayatı kavraması iyice zorlaşmaktadır. İnsanın kendini ve yaptıklarını metalaştırma sürecine bir de kendini fetişleştirme boyutu eklenmiştir. Herkes herkesin hayatına bir saniye de olsa girmek ya da gözetlemek/nmek için debelenip durmaktadır. Sosyal medya bugün için çoğunluğun kendi hayatını stereotipleştirme aracı haline getirmesi aşamasını yaşamaktadır. Bu devasa alanda flanörün “tekil” kaldığı sürece sesini duyurma şansı da yoktur artık. Ayrıca tüketim eğiliminin sosyal medyayı kontrol altına gücünün bu olumsuz yöne katkısını unutmamak gerekiyor.

İdeoloji insana, hangi nitelikte olursa olsun, bir kalıp olarak kendi benliğini yüceleştirme imkanını vermektedir zaten. İnsan artık sanal dünya ile bu yüceleştirme eylemine eşlik edecek yeni imkanlara kavuşmuştur. İnsanlar içi boş bile olsa ait olmadığı imgeler peşinde koşmakta, onların bir kısmını gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Sanal dünyada canlı temasın sıcaklığı, insaniliğinin yerini klavye sarhoşluğu almıştır.  Sokaklarda, mahallelerde, pasajlarda dolaşan insanlar “yabancılaşma” efektine tabi olsa bile orada insan olduğu gibidir. Canlıdır. Canlı olarak temasın ve iletişimin sınırları vardır. Flanör orada daha net tespitler yapabiliyor, ayrıntıları daha gerçekçi görebiliyordu.

Sosyal medyanın daha emekleme aşamasındaki bu görüntüsü bile çok büyük devrimci imkanların habercisidir. Sosyal medya uyuşturucu etkisi yanında insana diğer insanlarla beraber düşünme/anlama, paylaşma, eyleme ilişkisinin gelişmesine, öğrenmeye bir diğer deyişle zihinsel kolektivizme, üretime imkan vererek, potansiyel sunarak geleceğe ışık tutmaktadır. Yazının sınırını aştığı için sosyal medyanın politik iletişim-eylem kapasitesini bir başka yazıya bırakıyorum.

1 Şubat 2020

* – Doç.Dr.Ünsal Oskay, Kitle İletişimin Kültürel İşlevleri, AÜSBF Yayınları, 1982, s.84; Oskay Flanör kelimesi karşılığını Düşünür-Gezer olarak çeviriyor.

1- Walter Benjamin, “Flȃneur”, Pasajlar içinde, Yapı Kredi Yayınları, 1992, s.137
3- Hüsamettin Çetinkaya, “Devletsiz Düşünce”, Flanör Düşünce, Ayrıntı Yayınları, 2012, s.23
4- Çetinkaya, age., s.23
5- Çetinkaya, age.,s.23
6- Benjamin, age., s.115.
7- Charles Baudelaire, Modern Hayatın Ressamı, İletişim Yayınları, 2003, s.100
9- Benjamin, age., s.125,
10- Hüseyin Köse (der), Flanör Düşünce, Ayrıntı Yayınları, 2012, s.9
11- Baudelaire, age., s.123
12- Nilnur Tandacgüneş, Kent Kültüründe Modernizm ve Sonrası”; Köse, age. içinde.
14- Baudelaire, age., s.94
15- Tandaçgüneş, age., s.107
16- Tandaçgüneş, ege., s.119
17- Giampaolo Nuvolati, Le Flȃneur dans l’espace urbain; https://journals.openedition.org/gc/2167
18- Bilgen Aydın Sevim, Walter Benjamin’in Kavramlarıyla Kültür Endüstrisi; “Aura”, Öykü Anlatıcısı”,”Flȃneur”; http://www.sosyalarastirmalar.com/cilt3/sayi11pdf/sevim_bilgen.pdf
19- Nuvolati, age.
21- Aktaran, Lauren Elkin, Flanöz, Şehirde Yürüyen Kadınlar, Nebula Yayınları, 2018
22- Elkin, age., s.131-132