Blog

kitap

Her zaman sarhoş olmalı. Her şey bunda: Tek sorun bu. Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman’ın korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız. Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz. Ama sarhoş olun i

Brüksel gezimizde Çizgi Roman Müzesi’nden sonra Saint-Hubert Galerisi’nin yanında bulunan Montagne sokağına 28 numaraya doğru yöneliyoruz. Eskiden bu sokakta şimdiki Noterler Odası binası yerinde bulunan Le Grand Miroir/Büyük Ayna oteli, şiir tarihinin önemli bir kavşağı sayılan Baudelaire’i iki yıl boyunca (1864-1866) misafir etmişti. Baudelaire Brüksel’e, alacaklılarından kaçmak, sanat alanında beş konferans vermek ve Hugo’nun Sefiller’ini basan yayıncı ile görüşmek için gelmişti ii ” Bahsedilen konferanslar Grand Place’taki Kral Sarayı’nın salonunda verilecekti.

Şiir panteonunda haklı yerini büyük emek harcayarak elde eden Baudelaire 19.yüzyıla adını altın harflerle yazdıran bir şair. Ayrıca yazar, eleştirmen, çevirmen olarak da tanınır. 1848 ayaklanmasında barikatlara katılması, 24 Şubat 1848 de elinde tüfekle Bucci kavşağında görülmesi onun devrimci kimliğini gösterir bize iii

Eskiden otelin bulunduğu yerde anı plaketi

Bir süre hukuk fakültesine devam ettiyse de Paris’te bohem bir hayat sürdü. Edgar Allan Poe’yu keşfedip Fransızca’ya çeviren ilk kişidir. 1857 yılında Paris’te ilk yayımlandığında beklediği ilgiyi görmeyen Kötülük Çiçekleri (Les fleurs du Mal) isimli şiir kitabı, tanındıktan sonra neredeyse ismiyle birlikte anılmıştır. Bu şiir kitabının döneminde soruşturmaya uğradığını, altı şiir yüzünden Baudelaire’in 300 frank para cezasına mahkum olduğunu, şiirlerin kitaptan çıkartıldığını, bu para cezasının daha sonra 50 franga indirildiğini hatırlayalım iv

“Flanör” (flaneur) kavramını da Charles Baudelaire’e borçluyuz. Adgar Allen Poe’dan ilhamla keşfettiği ve üzerine yazdığı bu kavramın doğuşu ve geçirdiği değişim bir yandan modern insanın çelişkilerine ve arayışına da ışık tutarken, bir yandan da Baudelaire’in kendisine işaret ediyor.

Flanörlük “gezerlik hali”dir. v O “diğerlerinden farklı olarak aylaklık yapan, izleyen, bakan, gören entelektüel bir kişi, şiddetli bir eleştirmen vi olarak Baudelaire’in bizzat kendidir. Hayatın akışını ağır ağır gözleyen, acelesi olmayan, kaplumbağa hızıyla dolaşan ve yaşanan anın peşinde bir flanör olarak Baudelaire, bize o günün Paris’ini şöyle anlatıyor: “Fransa bir bayağılık evresinden geçiyor. Paris evrensel budalalığın ışıldadığı merkez. vii

Baudelaire viii

“Yara bende, bıçak bendedir/Kurban da ben, cellat da benim ix ” mısralarının yazarı şairin hayatı sıkıntılar içinde geçti. Borçları yüzünden sürekli otel değiştirdi. Çeşitli zorluk ve hastalıklarla boğuşması bile dünyada kendisinden sonraki tüm şairleri etkilemesini engellemedi. Belki de etki gücü bu buhran halinden besleniyordu… O zamanlar Brüksel’de sosyal hayatın popüler yerlerinden olan İhtilal Sokağı’nda 18 ve 20 numara arasında uzanan isimsiz bir çıkmaza da sık sık uğrardı x . Sokağın adı ve çıkmaz kelimesi sanki onun hayatını simgeliyor… Hayatının son döneminde arada Paris’e gidip gelerek iki yıl (1864-1866) bu şehirde yaşadı. Paris’te sahip olamadığı prestiji bulma umuduyla dolaştıysa da Brüksel’i fazla sevemedi. Daha önce yakalandığı zaman zaman nükseden frengi hastalığı Brüksel’de ilerledi. Paris’e döndükten bir yıl sonra 1867 yılında öldü.

“Kalbinin derinliklerine inersek orada belki de sinirlerin ürpertisi altında dayanılmaz acıların tümünden daha dayanılmaz ve tatlı şeyi, umursamazlığı buluruz. xi ” der Sartre onu anlattığı biyografisinde.

Baudelaire ise ruh halini açıklayan 1845’de yazdığı o ünlü mektubunda “Kendimi öldürüyorum, çünkü başkaları için gereksiz, kendim için de tehlikeliyim” diye yazacaktı.” xii Tam tersi bir görüşü ise, “Sesi şunu fısıldıyordu kulağıma: Ancak eşit olduğunu kanıtlayan kişi eşittir bir başkasına, ancak özgürlüğü fetheden hak eder özgürlüğü. xiii ” diye Paris Sıkıntısı’nda dile getirecekti. Bir sarkaç gibi hayatın iki ucu arasında salınan bir ruh…

Şairin ne iş yaptığını ondan daha iyi anlatan mısralar var mıdır acaba? Kötülük Çiçekleri’nin 2. baskısına koymak için hazırladığı şiirin son mısralarını okuyalım xiv.

Altın, erguvan, safir giyimli melekler,

Sizler tanık olun görevimi tam yaptığıma

Yetkin bir kimyacı gibi, kutsal bir ruh gibi,

Her şeyin özünü çıkardım çünkü,

Sen çamurunu verdin, ben altın’a çevirdim onu.

Brüksel’in misafir ettiği bu büyük şairi Montagne sokağında, Grand Miroir otelinin var olduğunu düşünerek bir şiirinden iki kıta ile anıyorum.

Güzellik xv

Güzelim ben, hey ölümlüler! Taştan rüya gibi,

Bu herkesin durmaksızın incittiği göğsüme,

Esinlenmesi için verilmiş ozana

Madde gibi sessiz ve ölümsüz bir aşk.

……….

Çünkü o uysal aşıkları büyüleyecek

Saf aynalarım var, her şeyi güzelleştiren:

Gözlerim, geniş gözlerim, ebedi ışıktan!

1857

Baudelaire’e değindiğim kısım sona ererken kendini anlattığı sözlerini Sartre’ın eserinden aktarıyorum:

“Gerek ruh gerekse beden yönünden hep uçurum duygusu içinde oldum; yalnız uykudaki uçurum duygusu içinde oldum; yalnız uykudaki uçurum değil, aynı zamanda eylemdeki, düşteki anıdaki, istekteki, pişmanlıktaki, acınmadaki, güzeldeki, sayıdaki vb. şeylerdeki uçurum…”xvi

Şiirlerine bakarsak hayatındaki en önemli kelimelerin herhalde uçurum, kötülük ve ölüm olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Hayatını bu kelimeler içindeki güzelliği çıkarmaya adayan büyük şair Baudelaire… Seni düşünürken bu kez, Paris’te değil, Brüksel’deyim.

i – Baudelaire, Paris Sıkıntısı, Çev.Tahsin Yücel, Adam Yayınları, 1984, s.85
iv – Baudelaire, Les Fleurs du mal, Le livre Poche, 1972, s.323; Necmi Naz, Baudelaire Efsanesi, X Yayınları, 1997, s.41
v – Hüseyin Köse (der), Flanör Düşünce, Ayrıntı Yayınları, 2012, s.9
vi – Nilnur Tandacgüneş, “Kent Kültüründe Modernizm ve Sonrası”; Köse, age. içinde.
vii – Charles Baudelaire, Kötülük Çiçekleri, T.İş Bankası Kültür Yayınları, 2014, s.xi
ix – Jean Paul Sartre, Baudelaire, Yazko, 1982, s.14
x – Bragard-Duqué, age., s.60
xi – Sartre, age, s.61
xii – Sartre, age, s.17
xiii – Baudelaire, Paris Sıkıntısı, age., s.113
xiv – Baudelaire, age, s.168
xv – Baudelaire, Les Fleurs du Mal, Livre de Poche, 1972, s.32,33; Çev, Haluk İnanıcı
xvi – Sartre, age, s.26